Kaygı insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Sınav, önemli bir görüşme veya belirsiz bir durum öncesinde kaygı yaşamak tek başına hastalık anlamına gelmez. Sorun, kaygının yoğunluğu ve kişinin yaşamı üzerindeki etkisi arttığında ortaya çıkar.
Normal Kaygı ile Klinik Düzeyde Anksiyete Arasındaki Fark
Normal kaygı çoğunlukla belirli bir durumla ilişkilidir ve durum geçtikten sonra azalır. Klinik açıdan önem taşıyan anksiyetede ise kaygı beklenen düzeyin üzerinde olabilir, uzun sürebilir veya kişinin günlük yaşamını kısıtlayabilir. Kişi kaygı yaşamamak için bazı yerlerden, kişilerden veya faaliyetlerden kaçınmaya başlayabilir.
Anksiyete Bedende ve Zihinde Nasıl Hissedilebilir?
Kalp atışını daha fazla hissetme, terleme, titreme, kas gerginliği, mide rahatsızlığı veya nefes alışverişinde değişiklikler görülebilir. Zihinsel olarak kötü bir şey olacakmış hissi, sürekli olasılık hesaplama, kontrol etme veya dikkati kaygı yaratan düşünceden uzaklaştıramama yaşanabilir. Bu belirtilerin tamamının aynı kişide bulunması gerekmez.
Anksiyete Bozuklukları Tek Bir Durum mudur?
Anksiyete geniş bir üst kavramdır. Panik bozuklukta tekrarlayan panik ataklar ve bunlarla ilgili endişe; yaygın anksiyete bozukluğunda birçok yaşam alanına yayılan kontrol edilmesi güç kaygı; sosyal anksiyete bozukluğunda ise başkaları tarafından değerlendirilme korkusu daha belirgin olabilir. Agorafobi ve özgül fobiler de farklı korku örüntüleriyle ilişkilidir.
Ne Zaman Değerlendirme Düşünülebilir?
Kaygı nedeniyle iş, eğitim, ilişkiler, uyku veya sosyal yaşam belirgin biçimde etkileniyorsa; kaçınmalar giderek artıyorsa veya kişinin yaşam alanı daralıyorsa değerlendirme yararlı olabilir. Tek bir bedensel belirtiye bakarak anksiyete sonucu çıkarmak doğru değildir; yeni veya açıklanamayan fiziksel yakınmaların tıbbi nedenleri de göz önünde bulundurulur.
