Tükenmişlik

Tükenmek: Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendini Kaybetmek

Gün sonunda bırakılmış sakin bir çalışma masası ve boş sandalye

Bir sabah uyanıyorsun ve içindeki o enerjinin tamamen bittiğini fark ediyorsun. Bu sadece fiziksel bir uykusuzluk ya da “bugün işe gitmek istemiyorum” tembelliği değil. Çok daha derinden gelen, içsel bir isteksizlik hali.

Bugün buna tükenmişlik sendromu diyorlar. Sanki sadece kariyer basamaklarını tırmananların ya da çok yoğun çalışanların başına gelen lüks bir problemmiş gibi anlatılıyor. Oysa tükenmek; mesai saatlerinden ziyade, sürekli güçlü görünmeye çalışmaktan, her şeyi idare etmekten ve kimseyi kıramamaktan kaynaklanıyor.

Güçlü Olma Zorunluluğu

Biz genelde dinlenmeyi, ancak tamamen hastalanıp yatağa düştüğümüzde kendimize hak görüyoruz. Normal şartlarda robot gibi durmaksızın çalışabileceğimizi, her gün aynı neşe ve verimlilikle yaşayabileceğimizi sanıyoruz. Oysa doğada bile her şeyin bir durulma, geri çekilme dönemi vardır.

Tükenmişlik hissi tam olarak burada başlıyor: Kendimize hiç durma hakkı tanımamak.

Bu durum yavaş yavaş ilerler. Eskiden yapmaktan keyif aldığın şeyler, bir süre sonra sadece yerine getirilmesi gereken birer “göreve” dönüşür. En zoru da etrafındaki insanlar seni hâlâ “her şeyi çözen, güçlü insan” olarak görmeye devam ederken, senin içten içe tükendiğini kimsenin fark etmemesidir.

Çözüm Uzaklaşmak Değil, Durabilmek

Çoğu zaman bu histen kurtulmak için her şeyi bırakıp uzaklara gitmeyi hayal ederiz. Ama insan, yorgun zihnini ve o sorumluluk duygusunu valizine koyup yanında götürüyor. Mekân değiştirmek kalıcı bir çözüm olmuyor.

Asıl çözüm, olduğun yerde durabilmeyi öğrenmek.

Gerektiğinde “hayır” diyebilmek, her şeye yetişemeyeceğini kabul etmek, sen bir anlığına yavaşladın diye dünyanın batmayacağını görmek.

Mükemmel olmak, herkesi mutlu etmek ya da her krizi çözmek zorunda değiliz. Bazen en büyük başarı, sadece o günü kendi sınırlarını koruyarak, kendini hırpalamadan bitirebilmektir.

Kendine Alan Açmak

Eğer bu duruma ulaştığını hissediyorsan, durup kendine dürüstçe bakma vaktin gelmiş demektir.

İçindeki o enerjisizlik kalıcı bir başarısızlık değil; sadece sınırlarının sonuna geldiğinin bir uyarısıdır. Başkalarına gösterdiğin anlayışı ve şefkati biraz da kendine göstermen gerekir.

Sürekli verici pozisyonunda kalıp kendini ihmal edersen, bir süre sonra etrafına faydan dokunmamaya başlar. Kendine zaman ayırmak, hayır diyebilmek bir bencillik değil; hayatta kalma refleksidir.

Tüm Yazılara DönRandevu Al