İnsan zihni gün içinde çok sayıda düşünce üretir. Bunların bir kısmı mantıklı, bir kısmı gereksiz, bir kısmı da rahatsız edici olabilir.
Örneğin bir kişinin aklından kısa süreli olarak “Acaba kapıyı kilitledim mi?”, “Ya yanlış bir şey söylediysem?”, “Ya mikrop bulaştıysa?” veya “Ya istemeden birine zarar verirsem?” gibi düşünceler geçebilir.
Bu tür düşünceler çoğu insanda olabilir. Fakat genellikle kişi bu düşünceleri önemsemez, kısa süre sonra da zihninden uzaklaşır.
OKB’de fark şuradadır: kişi bu düşünceyi sıradan bir zihinsel olay gibi değil, tehlikeli, anlamlı ve kontrol edilmesi gereken bir işaret gibi algılar.
Yani sorun çoğu zaman düşüncenin akla gelmesi değil, bu düşünceye yüklenen anlamdır.
“Bunu düşündüysem önemli olmalı” tuzağı
OKB’de kişi bazen zihninden geçen düşünceyi olduğundan daha ciddi yorumlayabilir.
Yorumlama biçimi
“Aklıma böyle bir düşünce geldiyse, demek ki bende bir sorun var.”
Olasılığı büyütme
“Bunu düşündüysem, yapma ihtimalim olabilir.”
Bu durum kişide yoğun suçluluk, korku ve kendinden şüphe oluşturabilir. Oysa insan zihni bazen kişinin değerleriyle hiç uyuşmayan düşünceler de üretebilir. Bir düşüncenin akla gelmesi, kişinin onu istediği ya da gerçekleştireceği anlamına gelmez.
OKB’de bu ayrım bulanıklaşabilir.
Düşünce-eylem eşitlemesi
Bilişsel modelde önemli kavramlardan biri düşünce-eylem eşitlemesidir. Bu, kişinin bir şeyi düşünmeyi, onu yapmakla neredeyse aynı gibi hissetmesidir.
- “Birine zarar verdiğimi düşündüysem, bu çok tehlikeli.”
- “Kötü bir düşünce aklıma geldiyse, kötü biri olabilirim.”
- “Aklımdan geçen şey bir anlam taşıyor olmalı.”
Bu durum özellikle zarar verme, dini veya ahlaki içerikli düşünceler, cinsellik ya da suçluluk temalı obsesyonlarda sık görülebilir.
Kişi düşünceyi zihninden atmaya çalıştıkça, düşünce daha fazla önem kazanır. Böylece kişi kendi zihniyle mücadele etmeye başlar.
Aşırı sorumluluk hissi
OKB’de sık görülen bir diğer özellik aşırı sorumluluk duygusudur. Kişi, gerçekleşme ihtimali çok düşük olan bir durum için bile kendisini sorumlu hissedebilir.
- “Ocağı kontrol etmezsem yangın çıkarsa benim suçum olur.”
- “Kapıyı tekrar kontrol etmezsem eve hırsız girerse sorumlu ben olurum.”
- “Aklımdan kötü bir düşünce geçtiyse, bunu engellemek benim görevim.”
Bu düşünce yapısında kişi yalnızca kendi davranışından değil, olabilecek en kötü ihtimalden de kendisini sorumlu tutar. Bu nedenle kontrol etme, tekrar etme veya zihinsel güvence arama davranışları artar.
Belirsizliğe tahammülsüzlük
OKB’de kişi çoğu zaman “yeterince emin” olamaz. Bir şeyi bir kez kontrol eder ama içi rahatlamaz. İkinci kez bakar, yine tam emin olamaz. Üçüncü kez kontrol ettiğinde kısa süreli rahatlar ama bir süre sonra aynı şüphe geri gelir.
“Kesin emin olmadan rahatlayamam.”
Oysa günlük yaşamda birçok konuda yüzde yüz kesinlik mümkün değildir. OKB’de tedavi sürecinin önemli hedeflerinden biri, kişinin belirsizlikle daha sağlıklı ilişki kurmasını sağlamaktır.
Kompulsiyonlar neden rahatlatır ama sorunu sürdürür?
Kompulsiyonlar kısa vadede rahatlatıcıdır. Kişi elini yıkar, kapıyı kontrol eder, dua eder, sayar, düzeltir veya tekrar tekrar güvence ister ve kaygısı geçici olarak azalır.
Ancak bu rahatlama uzun vadede döngüyü güçlendirir. Çünkü beyin şu mesajı öğrenir:
“Rahatlamam için bu davranışı yapmam gerekiyor.”
Böylece obsesyon tekrar geldiğinde kişi yine aynı davranışa yönelir. Zamanla bu döngü otomatikleşir.
OKB döngüsü nasıl işler?
- Zihne rahatsız edici bir düşünce gelir
- Kişi bu düşünceyi tehlikeli veya önemli olarak yorumlar
- Kaygı, suçluluk veya huzursuzluk artar
- Kişi rahatlamak için bir davranış yapar
- Kısa süreli rahatlama olur
- Beyin bu davranışı “güvenlik davranışı” olarak öğrenir
- Bir süre sonra benzer düşünce tekrar gelir
Bu nedenle OKB’de amaç yalnızca düşünceyi yok etmek değildir. Asıl amaç, düşünceye verilen anlamı ve verilen tepkiyi değiştirmektir.
Bilişsel model tedavide neyi hedefler?
Bilişsel yaklaşımla çalışırken kişi şunları öğrenir:
- Her düşünce gerçek veya önemli değildir
- Bir düşüncenin akla gelmesi, kişinin onu istediği anlamına gelmez
- Kesinlik arayışı arttıkça şüphe de artabilir
- Kompulsiyonlar kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede OKB’yi besler
- Kaygıdan kaçmak yerine kaygıyla kalabilmek mümkündür
Bu süreçte kişi düşünceleriyle savaşmak yerine, onları daha gerçekçi ve esnek biçimde değerlendirmeyi öğrenir.