Poliklinikte zaman zaman aynı cümleyi duyarım: “Hocam, aslında para kazanmak için oynamıyorum. Kaybettiklerimi geri almak için oynuyorum.” Ya da başka bir cümle gelir: “Hocam oynamadan duramıyorum; kazanmak kaybetmek değil, esas olan oynamak.”
Çoğu zaman sorun da tam burada başlar.
Patolojik kumar bağımlılığı, toplumda sanıldığından daha yaygın fakat en gizli ilerleyen bağımlılıklardan biridir. Alkol veya madde kullanımında olduğu gibi dışarıdan fark edilebilen belirgin işaretler her zaman olmayabilir. Kişi işe gider, ailesiyle vakit geçirir, günlük hayatını sürdürür. Ancak zihninin önemli bir kısmı sürekli olarak bir sonraki bahis, bir sonraki oyun veya bir sonraki kazanma ihtimaliyle meşguldür.
Bir noktadan sonra kumar, eğlence olmaktan çıkar ve kişinin hayatını yöneten bir döngüye dönüşür.
Kumar Neden Bu Kadar Güçlü Bir Tuzaktır?
İnsan beyni kesin ödüllerden çok, belirsiz ödüllere beklenenden daha güçlü tepki verir.
Örneğin bir düğmeye bastığınızda her seferinde para kazansanız, bir süre sonra heyecan azalır. Ancak düğmeye bastığınızda bazen kazanıyor, bazen kaybediyorsanız beyin çok daha yoğun şekilde uyarılır. İlişkilerimizde de bazen benzer durumlar yaşayabiliriz. İtme-çekme döngüsü denilen bu durum beynin uyarılmasını sağlayabilir.
Kumar sistemleri tam da bu prensip üzerine kuruludur. Kişi büyük kazançların peşinde değildir aslında. Beyin, “Belki bu sefer olacak” düşüncesine bağımlı hale gelir.
Bu nedenle birçok kişi kazandığında bırakmaz. Çünkü onu oyunda tutan şey para değil, beklentidir.
En Tehlikeli Düşünce: Kaybı Geri Alma Çabası
Patolojik kumar bağımlılığının dönüm noktası genellikle ilk büyük kayıptır. Normal şartlarda kişi kaybettiği parayı zarar olarak kabul edip uzaklaşabilir. Ancak bağımlılık geliştiren bireylerde farklı bir süreç işler.
Şöyle düşünür:
- Bugün kaybettim.
- Biraz daha oynarsam geri alabilirim.
- Şimdi bırakırsam zarar etmiş olurum.
Bu düşünce mantıklı gibi görünür fakat çoğu zaman daha büyük kayıplara yol açar. Kişi artık para kazanmak için değil, kaybettiğini kurtarmak için oynamaktadır.
Bir süre sonra kayıplar büyür, borçlar artar ve kişi kendisini çıkışı olmayan bir döngünün içinde bulur.
Aileler Genellikle Çok Geç Fark Eder
Patolojik kumar bağımlılığı uzun süre gizlenebilir. Bazı kişiler kredi çeker. Bazıları kredi kartlarını son limitine kadar kullanır. Bazıları yakınlarından borç alır. Bazıları ise finansal sorunları farklı gerekçelerle açıklamaya çalışır. Bu nedenle aileler çoğu zaman problemi para kayıpları büyüdüğünde fark eder.
Ancak asıl sorun para değildir. Asıl sorun kişinin dürtü kontrolünü kaybetmeye başlamasıdır.
Kumar Bağımlılığı Bir Karakter Sorunu Değildir
Toplumda sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri şudur: “İsteseydi bırakırdı.”
Oysa patolojik kumar bağımlılığı, günümüzde psikiyatrik tanı sistemlerinde yer alan bir bağımlılık bozukluğudur. Kişi çoğu zaman bırakmak ister.
Hatta birçok hasta defalarca kez kendi kendine söz verir:
- Bir daha oynamayacağım.
- Bu sondu.
- Borçlarımı kapatınca bırakacağım.
Fakat yoğun dürtü geldiğinde bu kararlar sürdürülemez hale gelir. Bu durum irade eksikliğinden çok, beynin ödül ve dürtü sistemlerinde ortaya çıkan değişikliklerle ilişkilidir.
Hangi Belirtiler Alarm Olarak Düşünülmelidir?
Aşağıdaki durumlar patolojik kumar bağımlılığı açısından uyarıcı olabilir:
- Sürekli bahis veya kumar düşünmek
- Kaybedilen parayı geri kazanma çabası
- Kumar için giderek daha fazla para harcamak
- Bırakmaya çalışıp başaramamak
- Kumar oynayamadığında huzursuzluk yaşamak
- Finansal sorunları gizlemek
- Borçlanmak veya kredi çekmek
- Aile ilişkilerinde bozulma yaşamak
- İş performansında düşüş görülmesi
Bu belirtilerin birden fazlası mevcutsa profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.
Tedavi Süreci
Tedavisi mümkün olabilir mi? Tabii ki evet. Üstelik birçok kişi düşündüğünden daha iyi sonuçlar alabilmektedir.
Tedavide genellikle şu başlıklar birlikte planlanır:
- Psikoeğitim
- Bilişsel davranışçı terapi
- Dürtü kontrol çalışmaları
- Eşlik eden depresyon veya anksiyetenin tedavisi
- İlaç desteği
- Aile katılımı
Burada tedavideki ilk amaç yalnızca kumarı bırakmak değil, kişinin kumar oynama dürtüsünü anlaması ve yönetebilmesidir. Zira kişide oluşan bu davranışı değiştirebilmek için önce onu sürdüren mekanizmaları görmek, tanımak ve bilmek gerekir.
Patolojik kumar bağımlılığı çoğu zaman para kaybı ile başlar; fakat zamanla kişide güven kaybı, ilişki sorunları, yoğun suçluluk duyguları ve ciddi ruhsal sıkıntılar yaşanmasına neden olabilir. Bu sebeple sorunun büyümeden ele alınması önemlidir.
Bir kişinin hayatını değiştiren şey çoğu zaman kazandığı son bahis değildir. Yardım istemeye karar verdiği ilk gündür.

