Duygusal ihtiyaçlar

Hepimizin Bir Şeylere İhtiyacı Var

Pencere kenarında oturup kendini dinleyen bir yetişkin ve sakin oda ortamı

Bazen güçlü görünmeye o kadar alışıyoruz ki ihtiyaçlarımız olduğunu unutuyoruz.

Her şeyi tek başımıza halletmeye çalışıyor, yorulsak da belli etmiyor, kırılsak da gülümsüyor, desteğe ihtiyaç duysak bile bunu dile getirmekte zorlanıyoruz. Çünkü birçok insan için ihtiyaç sahibi olmak zayıflık gibi öğretilmiş durumda.

Oysa ihtiyaç duymak insan olmanın en doğal parçalarından biridir.

Bir bebeğin dünyaya geldiği ilk andan itibaren ihtiyacı vardır. Beslenmeye, korunmaya, sevilmeye, görülmeye, dokunulmaya ihtiyaç duyar. Yıllar geçse de bu ihtiyaçlar tamamen ortadan kalkmaz; sadece şekil değiştirir.

Duyguların Altındaki İhtiyaçlar

Yetişkin olduğumuzda da sevilmeye ihtiyaç duyarız. Anlaşılmaya ihtiyaç duyarız. Birinin bizi gerçekten dinlemesine ihtiyaç duyarız. Bazen sadece “Seni anlıyorum.” diyen bir sese ihtiyaç duyarız.

Çoğu zaman insanlar yaşadıkları sıkıntıların kaynağını anlamaya çalışırken duygularına odaklanırlar. Üzgünüm, öfkeliyim, kaygılıyım derler. Ancak bazen bu duyguların altında karşılanmamış bir ihtiyaç vardır.

Belki görülmeye ihtiyaç duyuyordur. Belki değerli hissetmeye. Belki takdir edilmeye. Belki dinlenmeye. Belki de yalnızca biraz nefes almaya...

İhtiyaçları Dile Getirebilmek

Karşılanmayan ihtiyaçlar zamanla kırgınlıklara dönüşebilir. İnsan bazen sevgi eksikliğinden değil, anlaşılmadığını düşündüğü için uzaklaşır. Bazen öfkeli görünür ama aslında görülmeye çalışıyordur. Bazen sessizleşir ama içinde duyulmayı bekleyen cümleler vardır.

İlişkilerde yaşanan birçok çatışmanın temelinde de bu durum bulunur. İnsanlar çoğu zaman ihtiyaçlarını açıkça ifade etmek yerine karşı tarafın anlamasını beklerler. Bekledikleri olmayınca da hayal kırıklığı yaşarlar.

Oysa ihtiyaçlarımızı dile getirebilmek bir zayıflık değil, duygusal olgunluğun göstergesidir.

“Yardıma ihtiyacım var.” “Bugün biraz dinlenmeye ihtiyacım var.” “Beni dinlemene ihtiyacım var.” “Bana sarılmana ihtiyacım var.” Bu cümleleri kurabilmek sanıldığından çok daha büyük bir cesaret ister.

Kendimizi En Sona Koyduğumuzda

Bir başka önemli konu da kendi ihtiyaçlarımızı fark etmektir. Çünkü bazen hayatın koşuşturması içinde herkesin ihtiyacını karşılamaya çalışırken kendimizi unutabiliriz.

Anne olanlar bilir. Baba olanlar bilir. Bakım verenler bilir. Sürekli başkalarıyla ilgilenen insanlar zamanla kendi ihtiyaçlarını ertelemeye başlarlar.

Önce çocuklar, önce eş, önce iş, önce sorumluluklar derken kişi kendisine en son sırayı verir.

Fakat insan kendi duygusal deposunu doldurmadan uzun süre başkalarına güç veremez. Tıpkı boşalmış bir su şişesinin başkasına su veremeyeceği gibi...

İyileşme Bazen Bir Soruyla Başlar

Kendimize ayırdığımız zaman bencillik değildir. Dinlenmek tembellik değildir. Yardım istemek güçsüzlük değildir. İhtiyaçlarımızı fark etmek ve onları önemsemek, kendimize gösterdiğimiz saygının bir parçasıdır.

Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?

Belki bugün kendinize bu soruyu sormayı deneyebilirsiniz. Belki cevabı hemen bulamayacaksınız. Belki uzun zamandır ilk kez kendinizi dinleyeceksiniz. Ama çoğu zaman iyileşme, tam da bu soruyla başlar.

Çünkü insanın ihtiyaçları utanılacak şeyler değildir. Aksine bizi insan yapan, birbirimize yaklaştıran ve yaşamla bağ kurmamızı sağlayan en doğal yönlerimizdir.

Hepimizin bir şeylere ihtiyacı var. Ve bazen en büyük ihtiyaç, bunu kendimize itiraf edebilmektir.

Tüm Yazılara DönRandevu Al